• TÜRK MİLLETİ 1400 YILDIR PEYGAMBER EFENDİMİZİN EHLİ BEYTİNE/ SEYYİDLERE SAHİP ÇIKİYOR… (1)

    TÜRK MİLLETİ 1400 YILDIR PEYGAMBER EFENDİMİZİN EHLİ BEYTİNE/ SEYYİDLERE SAHİP ÇIKİYOR… (1)
    Seyyid Hüseyin ZERRAKİ

    TÜRK MİLLETİ 1400 YILDIR PEYGAMBER EFENDİMİZİN EHLİ BEYTİNE/
    SEYYİDLERE SAHİP ÇIKİYOR… (1)

    Anadolu Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubat’ın verdiği bir temlik beratında seyyidlere iyilik etmek mahşer günü şefaat vesilesi olacağı ifade edilmiştir.
    Mucize-yi Nebevî’den Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem buyuruyorlar ki:
    “Ehl-i Beyt’im benden sonra; bencillik ve şiddetli bela görecek ve diyardan diyara sürüleceklerdir!”
    Ehl-i Beyt mensupları,sevenleri ve taraftarları Kerbelâ Fâciâsı’ndan sonra kendilerine yapılan baskılar ve cinayetler yüzünden Orta Asya’ya göç ettiler.Horasan, Maveraünnehir
    ve Türkistan’a yerleştiler. Ehl-i Beyt’in Türk aşiretleri ve Türk obaları arasına gelip yerleşmesi, Allah’ın rahmet ve inayetiyle nice hayırlı sonuçların kapılarını aralıyordu.Şöyle ki:
    Emevîler tarafından mağdur edilen Ehl-i Beyt’in İslâm’a davet çağrıları,mağdur ve mazlumun yanında yer alan Türkler arasında büyük bir rağbet görüyordu.
    Ehl-i Beyt mensupları bu durumda kendilerini Türkler’in korumasına almış oluyorlardı.
    Ehl-i Beyt sevgisi başta olmak üzere, Resûlüllah (sav)’in Sünneti’ne dair sayısız edep ve ahlâkın Türkler arasında samimi bir şekilde yayılmasına sebep oluyordu.
    İslâm ilim, ahlâk ve öğretisi; Ehl-i Beyt yoluyla Türkler’e doğrudan nakledilmiş oluyordu.
    Türkistan’dan Anadolu’ya büyük bir medeniyetin kurulmasına zemin hazırlanmış oluyordu.
    İlk Türk-İslâm eseri başyapıtlarından Yusuf Has Hâcib’in Kutadgu Bilig adlı eserinde, Ehl-i Beyt’in Türkler arasında gör- düğü sevgi ve saygıyı şöyle ifade etmektedir: Hizmetkârlardan başka ve beyin adamları dışında, münasebette bulunacağın kimselerden bazıları Peygamber’in neslidir. Bunlara hürmet edersen, devlet ve saadete kavuşursun. Bunları pek çok ve gönülden sev! İyi bak ve yardımda bulun! Bunlar, Ehl-i Beyt’tir. Peygamber’in uğurudur.Ey kardeş! Sen de onları Sevgili Peygamber hakkı için sev!” 1782
    1781 Hz. Ali bölümü, 276. Hadis 1782
    Yusuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig, Çev. Reşid Rahmeti Arat, TTK Yayını,Ankara
    1988, S. 313
    Anadolu’nun manevi ruh ikliminin oluşmasında;Türk ve İslâm kültürünün harmanlandığı Türkistan’da Hoca Ahmed Yesevî’nin İslâm ve iman hamuru ile mayaladığı, Ehl-i Beyt sevgisiyle şekillendirdiği erenleri, dervişleri Anadolu’ya doğru işaret edip, göndermesi önemli bir dönüm noktasıdır.
    Hoca Ahmed Yesevî’nin işaretiyle Anadolu ve Rumeli’nin her tarafına dağılan alpler, dervişler ve erenler, silsile yoluyla 2-3 asır boyunca Orta Asya’dan Anadolu’ya doğru akmaya devam ettiler.Anadolu’nun yurt edinilmesi,Türk ve İslâm şuurunun yerleşmesi,hep Ehl-i Beyt sevgisi,mayası
    ile yoğrulmasındandır.
    Yesevî Tarikatı’nın kurucusu olan Hoca Ahmed Yesevi’nınHocası Yusuf el-Hemedânî,Hanefî mezhebindendir. Mânevî ışığı ile kendisinden bazı tarikatlar doğduğu gibi, özellikle Anadolu’da kurulan birçok tarikat da kendisinden etki- lenmiştir.Hoca Ahmed Yesevî’nin tarikat silsilesinin Altın Silsile’den, yani On İki Ehl-i Beyt İmamı’ndan dolaşarak gelmesi, Ehl-i Beyt ile arasında güçlü bir bağ olduğunun’da kanıtıdır. Hoca Ahmed Yesevî’nin işaretiyle Anadolu’ya yerleşen bu yüce gönüllü insanlar, devletin kendilerine verdiği vazifelerin yanında güzel ahlâkı, yardımlaşmayı, paylaşmayı,Türklüğün Ehl-i Beyt’in ve İslâm’ın özündeki güzellikleri bu topraklara yansıtmışlardır.Bu silsileden olarak Şeyh Edebâli,Tabduk Emre, Yunus Emre, Sarı Saltuk, Geyikli Baba, Abdal Musa, Hacı Bektaş Veli, Ahî Evran, Mevlânâ Celâleddin Rûmî ve Emir Sultan gibi nice erler, bulundukları bölgelere Ehl-i Beyt’ten aldıkları sevgi, hoşgörü ve adaleti yerleştirmişlerdir.
    Ehl-i Beyt’e sevgi, saygı ve bağlılık ifadesi olarak kuru- lan ilk teşkilat, Abbasîler devrinde Ensâb Nikâbe’dir.
    Bu teşkilat hem Ehl-i Beyt mensuplarını korumak, hem de onlara istihdam sağlamak içindi.
    Selçuklu ve Osmanlı sultanları, topraklarına gelen Ehl-i Beyt mensuplarını hiçbir ülkede görülmeyecek şekilde saygın tutmuş,uğurlu saymış, sevgi ve hürmet ile onlara icâzetnâmeler vermişlerdir.
    Karahanlılar’da: “Peygamber neslinin, Peygamber hakkı için ve O’nun namına sevilmesi” öğütlenmektedir.
    Anadolu Selçukluları’na ait bir temlik beratında, seyyidlere yararlı olma ve iyilik etmenin şefaât vesilesi olacağı ifade edilmiştir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat, Erzincan bölgesine gelerek orada yaşayan oymakların ileri gelenlerini bir araya toplamış ve İslâm dinini en iyi bilen kişilerin tespitini istemiştir.Yapılan araştırma ve seçilme sonucunda, Ehl-i Beyt sogunda olan
    seyyidlerin, daha ilimli, ahlâklı ve dini bilgileri yüksek olduğu görülmüştür. Bunun üzerine Sultan Alaaddin, İslâm’ın bu kişiler tarafından öğretilmesini istemiş, onlara Hz. Peygamber (sav) neslinden geldikleri için icâzetnâmeler vermiştir.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen