• BEKKE VADİSİ MEKKE ŞEHRİNE DÖNÜŞÜYOR

    BEKKE VADİSİ MEKKE ŞEHRİNE DÖNÜŞÜYOR
    M. Kürşat İMANLI

    BEKKE VADİSİ MEKKE ŞEHRİNE DÖNÜŞÜYOR

    Mekke… Çölün ortasında bir yerleşim merkezi... Yüzyıllar önce İbrahim (as) ilahi bir emri yerine getirmek için Burak’a binmiş ve sevgili oğlu İsmail ile sevgili eşi Hacer annemizi kurak çöllerin ortasına bırakmıştı. Dört yolun kesiştiği bir noktada olmasına karşın o zamana kadar orada yaşayan yoktu. Çöldü ve susuzdu. Su olmayan yerde can da canlı da olmazdı.

    İbrahim (as) 120 yaşlarına gelmişti. Sevgili eşi, kader yoldaşı, her konuda destekçisi olan asiller asili Sare annemizden çocuğu olmamıştı. Hazret-i Sare yüreğine taş basmış ve İbrahim (as)’dan ikinci eş olarak hizmetçisi Hacer’i nikâhlamasını istemişti. Bunun üzerine İbrahim (as) Hacer annemizle evlenmiş ve ondan İsmail (as) doğmuştu. Bir zaman sonra Sare annemiz de hamile kalmış ve İshak (as)’ı doğurmuştu. İsmail (as) bütün Arapların, İshak (as) da Yahudilerin atasıdır. Günler böyle geçip giderken İbrahim (as) İlahî bir emir aldı ve ikinci karısıyla ilk oğlunu Bekke vadisine bırakması emredildi.

    İbrahim (as) Allah’ın emirlerini uygulamakta hiçbir zaman hiçbir tereddüt göstermezdi. Hemen bu ilahi buyruğun gereğini yerine getirdi. İbrahim (as) Allah’ın bir mucizesi olarak Burak adında bir bineğe biniyordu. Burak, göz alabilen yerleri an içinde kat ediyordu. İşte bu Burak’a bindi. Sadakatli eşi Hacer’i ve 120 yaşında kavuşmuş olduğu, melekleri andıracak kadar saf ve güzel olan sevgili oğlunu Bekke vadisine bıraktı. Hazret-i Hacer, bizi buraya bırakıp nereye gidiyorsun? Dedi. İbrahim (as) cevap vermedi. Tekrar seslendi ve bizi buraya bırakmanı Allah mı emretti? Diye sordu. İbrahim (as) evet! Dedi. İşte bu kahraman annemiz; öyle ise Allah bize yeter. O ne güzel vekildir, dedi.

    İbrahim (as) ayrılıp Mısır’a, Sare annemizin yanına döndü. Hacer ve İsmail bebek çölün ortasında tek başlarına kalmışlardı. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyoruz. Çocuk susuzluktan ağlamaya başladı. Hazret-i Hacer bir su kaynağı veya belirtisi bulabilmek için Safa tepesine çıktı. Etrafı gözetledi. Fakat bir şey göremedi. Oradan koştu Merve tepesine çıktı. Yine bir şey göremedi. Tekrar Safa tepesine kadar koştu. Bir su belirtisi görebilmek ve yavrusuna içirebilmek için çırpınıyordu. Arada bir yavrusuna bakıyordu. İhtimal ki; zehirli, vahşi bir hayvan gelip yavrusuna zarar verebilirdi. Bu şekilde yedi defa Safa İle Merve tepeleri arasında koştu. Yüzyıllar sonra gelecek olan sevgili torunu O’nun Safa ile Merve tepeleri arasındaki bu koşusunu Hac ibadetinin şartlarından biri olarak belirleyecekti.

    Tekrar sevgili İsmail’ine bakmak için bebeğinin yanına geldi. Bir de ne görsün. İsmail’in ayaklarının dibinden bir su çıkıyordu. Sevinç ile heyecan arasında ne yapacağını şaşırdı. Allah, onları terk etmemiş ve çölün ortasında su vermişti. Susuzluktan kendisi de yavrusu da ölmek üzere iken kendilerine ihsan edilen bu su kaynağını kaybetmemek için; Zem! Zem! Dedi. Suyun dağılıp gitmesinden endişe etti. Yüzyıllar sonra sevgililer sevgilisi bu konuda şöyle buyuracaktı. “Allah, Hacer’e rahmet etsin. O, suya Zem! Zem! Demeseydi bu çıkan su Nil nehri gibi büyük bir nehir olacaktı.”

    İşte Hacer annemiz Allah’a olan itimadının karşılığını görmüştü. Allah, mübarek çocuğu İsmail’in ayaklarının dibinden Zemzem suyunu çıkarmıştı. Üstelik bu suyun bir özelliği vardı. Ne niyetle içilirse o etkiyi veriyordu. Aç birisi bu sudan içse karnı doyuyordu. Vücudun ihtiyacı olan bütün mineraller bu suyun içinde vardı. Böylece ana-oğul burada yaşarken bir gün kalabalık bir insan topluluğu geldi. Bunlar göçebe hayat süren Cürhümîler kabilesiydi. Hazret-i Hacer’den burada yaşamak için izin istediler. O da suyun mülkiyeti kendisinde olmak şartıyla yerleşmelerine izin verdi. Bekke vadisi ilk defa yerleşim alanı oluyordu. Burası yüzyıllar içerisinde tam bir şehir olacak ve adı Mekke olacaktı. Etrafındaki sıradağların adı Faran dağlarıydı. İşte Faran dağlarından doğacak güneşin şehri burasıydı.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen