• SÖZ GEÇİREMEDİĞİM YÜREĞİM

    SÖZ GEÇİREMEDİĞİM YÜREĞİM
    İbrahim Halil DEMİR

    SÖZ GEÇİREMEDİĞİM YÜREĞİM

     

    Yere göğe sığmayan,

    Ama kainatın yaratıcı Allah’ın sığdığı,

    Yumruğum büyüklüğündeki yüreğim,

    Yerinden dışarıya fırlayacak gibi.

    Damarlarıma kan pompalamıyor sanki.

    Sevmeyi bilmeyenleri, sevdalanmanın,

    Hakkını vermeyenleri oda kendince

    Protesto etmiş ve görevini yapmak istemiyor.

    Sordum sustu konuşmadı benimle,

    Üzüldüm.

    Sevdiği şarkıları söyledim,

    Dinlemedi.

    Çok güldüğü esprileri yaptım,

    Gülmedi.

    Tam aksine daha çok ciddileşti.

    Tek kelimeyle şaştım kaldım.

    Ne yapmam lazım diye kara kara düşünürken,

    Sevdalıların ele ele, göz göze gezdiği,

    Birbirlerine avuçlarıyla su içirdiği,

    Sevdalılarca sevda pınarı diye anıldığı,

    Pınara gitmek fikri geldi aklıma.

    Buz gibi suyuna ayaklarımı soktum,

    Dayanmak çok zordu doğrusunu söylemek gerekirse,

    Ama ben dayandım.

    Büyük avuçlarımla da kana kana içtim.

    Yüreğimin sıkıntısı sanki yavaş yavaş geçiyordu.

    İşte o zaman anladım ki,

    Söz geçiremediğim bu zavallı gönlüm,

    İlk göz ağrısını anımsamış.

    Derinden çektiğim ahlar birbirini kovaladı.

    Pınarın suyunda cemalini görüyor gibiydim.

    Etrafımdaki kır çiçeklerinde kokusunu aradım.

    Hiç biri onun teni kadar güzel kokmuyor,

    Ve de onun kadar güzel ve alımlı değildi.

    Tek kelimeyle o bambaşkaydı o harikuledenin de fevkindeydi.

    Aldı yaradan onu elimden ne yapabilirdim ki.

    Her yolu denedim ama görevliye anlatamadım .

    Bahar mevsiminde hazana döndü Muhammedi gülüm.

    Laftan anlamayan yüreğime söz geçiremiyorum,

    Ha bire onu özlediğini hissettiriyor bana,

    Sevdanın çetrefilli çıkmaz sokaklarına abone ediyor,

    Volta attırıyor dizlerimde takat bırakmıyor,

    Onu fellik fellik aratıyor ama nafile....

    Ahları vahları çektiriyor olur olmaz yerlerde,

    Bu yufka yüreğim keşke ne kadar aciz ne kadar naçar

    Olduğumu bir anlasaydı mesele kalamayacaktı.

    Açtım yüce yaratana ellerimi,

    Yalvarır yakarırcasına dua ve niyaz ettim .

    Yakamdan elini çeksin diye,

    Ama dualarım bir türlü kabul olmuyor,

    Damarlarıma kanımı pompalayan,söz geçiremediğim,

    Kalan ömrümün de tadını tuzunu kaçıran o yüreğim var ya...

    Bir itirafım var ben o yüreği her nedense çok seviyorum.

    Çünkü sevdalanmayı, sevmeyi,aşık olmayı,

    Gülmeyi ağlamayı aşk naralarını attırmayı,

    Bana öğrettiği için beni insan gibi yaşattığı için.

    Övünüyorum ara sıra şikayetçi olduğum yüreğimle.....

    Keşke her yürek insan olan herkese bunları yaşatsaydı.

    Ozaman belki de kurt ile kuzu birlikte yaşarlardı,

    Çünkü herşeyin başı işin kolayına kaçmadan sevmek.

    Zira sevmek insanı cennetlik eder,aksini düşünmek bile istemiyorum.

    Cennetlik olmanın da bir bedeli olmalı değil mi?

    17-18/09/2007

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen