• MEVLÜDE HOCA’NIN ARDINDAN…

    MEVLÜDE HOCA’NIN ARDINDAN…
    İBRAHİM EVİRGEN

    MEVLÜDE HOCA’NIN ARDINDAN…

     

        Diyarbakır’ın efsane tarih öğretmenlerinden Mevlüde Tütenk geçtiğimiz Pazartesi günü akşam saatlerinde vefat etti.

                   1.6.1938 yılında Diyarbakır’da doğan ve aralıksız 38 yıl bu kadim şehirde tarih öğretmenliği yapan Mevlüde Hoca  sevenleri,  yakınları  ve yüzlerce öğrencisi, arasında Yeniköy mezarlığında gözyaşları içinde toprağa verildi.

                “Diyarbekir’de İz Bırakanlar” adlı eserimin   ikinci cildi’nde dört sayfa yer ayırdığım  Mevlüde  Hoca, ilk ve orta öğrenimini Lice’de tamamladı. Daha sonra Diyarbakır’a gelerek   dönemin tek lisesi olan Ziya Gökalp Lisesi’nde okudu.

                1960 yılında Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne kayıt yaptı.  Bu okulu başarıyla bitirerek 1966 yılında mezun oldu. Aynı yıl öğrencilik yıllarının geçtiği Ziya Gökalp Lisesi’ne tarih öğretmeni olarak atandı. Sonraki yıllarda yedi yıl Diyarbakır Lisesi’nde, iki yıl da Eğitim Fakültesi’nde öğretmenlik yaptı. Son olarak tekrar Ziya Gökalp Lisesi’ne dönerek  bu okuldan 2005 yılında emekliye ayrıldı.

                Mevlüde Hoca Milli Mücadele yıllarındaki büyük faaliyetlerinden dolayı Birinci Türkiye Millet Meclisi’nde Diyarbakır Mebusu olarak görev yapan Mustafa Akif Tütenk’in torunudur.

                               BERABER EMEKLİ OLDUK…

         1973-74 yılları arasında   öğretmenim olan Mevlüde Hoca’nın bizlere çok emeği geçti. O yıllarda lisede öğrenci iken, tarih derslerimize geliyordu. Ben 1974 yılında liseden mezun olduktan sonra, Dicle Üniversite’sine kayıt yaptım. Üniversiteyi bitirip, 1980 yılında Diyarbakır Lisesi’nde öğretmenliğe başladım. Aralıksız 25 yıl çeşitli okullarda İngilizce öğretmenliği yaptım. Ve  ilginç bir tesadüf eseri olarak 2005 yılında değerli hocam Mevlüde Tütenk ile beraber emekli oldum.

                       BİNLERCE ÖĞRENCİ YETİŞTİRDİ…

    Diyarbakır Lisesi, Eğitim Fakültesi ve Ziya Gökalp Lisesi’nde aralıksız 38 yıl öğretmenlik yapan Mevlüde hoca kimleri okutmadı ki!

                O dönemlerde, hemen hemen her aileden okuttuğu, bir öğrencisi mutlaka vardır. Hatta aynı aileden üç kuşağı da okutan ender öğretmenlerden biridir.

    Bütün öğretmenler kıymetlidir. Ancak, Mevlüde Hocanın yeri farklıdır. O, her öğretmene nasip olmayacak ilgiyi ve sevgiyi kendinde toplayan, lise tahsili yapmış, herkesin öğretmeniydi.

                Onu tanıyıp sevenler, hiçbir zaman O’nu, o da öğrencilerini hiç unutmamıştır. Yetiştirdiği öğrencilerin tümünü hatırlayan, hatta onların ne yaptıklarını, ne işle meşgul olduklarını bilen kaç öğretmen vardır ki?

                Güçlü hafızası, yüksek zekâsı ile O’na tüm zamanların öğretmeni, hatta hocaların hocası demek, yanlış olması gerek.

                Öğretmenlik yaptığı yıllarda o  kadar çok seviliyordu ki, bağırıp çağırdığı hatta azarladığı öğrenciler bile, onu candan sever, bir müddet sonra Mevlüde Hoca’nın elini öperek, özür dilerlerdi.

                DOKUNULMAZLIĞI OLAN HOCA

                Öğrencileri olarak bizler de, sevilen öğretmenler “veli statüsünde” olduğundan   saygı ile karışık çekinirdik Mevlüde Hocadan. Bu sebeple   kim ne dese desin, ne yaparsa yapsın, kimse ona yanlış yapmaz, kin gütmezdi. Adeta bir dokunulmazlığı vardı.

                MEVLÜDE HOCA NEDEN BU KADAR ÜNLÜ…

                Ona duyulan sempatinin en büyük sebebi, içi dışı temiz ve kin tutmayan duruşuydu. Nasıl ki, “Kemal Sunal” filmlerindeki o saflık ve temizlik bugün bile bu filmlere bir talep doğuruyorsa, bizim kuşağın “Mevlüde Hocası”  da bu yüzden yani; saf, pazarlıksız, sempatik ve ilgi çekiciydi. Kimseye karşı bir sinsiliği, hainliği görülmemiştir. Neyse odur. O saflık, özgünlük Mevlüde Hocaya  olan ilgiyi  her zaman   canlı tutmuştur.

                Hocamız kimseyi dilinden, dininden ve siyasi görüşünden dolayı ayırıma tabi tutmazdı. Bu yönüyle Mevlüde Hoca farkında olarak veya olmayarak bize Diyarbakır’ın kendine has kadim hoşgörü kültürünü  aktarmıştır. Kullandığı şive, bakış açısındaki kendine has incelik, usul usul genç dimağlarımıza yerleşmiştir.

                Bir anlamda Mevlüde Hoca konuşma tavrı ve genel davranış mantığıyla “Genç Diyarbakırlılara Diyarbakırlı olmayı” öğretmiştir. 

                O ZAMANIN RUHU FARKLIYDI

                Daha nice değerli hocaların emeği bize çok geçmiştir. O değerli hocalar sebebiyle Diyarbakır, o yıllarda üniversiteyi kazanma sıralamasında Türkiye’de 11. sırasındaydı. Bu büyük bir başarıydı.

                Mevlüde Hoca, yalnız okul içinde değil, okul dışında da,   sürekli düzen ve sorumluluk telkin eden, hayatın inceliklerini bizlere öğretmeye çalışan, mesaj veren değerli bir eğitimciydi.

         Mevlüde Hoca;  Diyarbakır’ın, belki de Türkiye’nin en çok tanınan öğretmenlerinden biriydi. Ziya Gökalp Lisesi’nde bu tarihler arasında okuyan, iki öğrenci bir araya geldiğinde laf dönüp dolaşıp Mevlüde Hoca’ya gelir.

                Ama itiraf edelim ki, ders esnasındaki yoğunluğu saymazsak, aslında hayatımız boyunca beklide bizleri en çok güldüren, güldürdüğü zamanlarda bile düşündüren kişi Mevlüde Hoca, olmuştur.

    Başka birisi söylese çok dokunacak bir laf, o söyleyince, günlerce anlatılıp tebessüm ettiren bir fıkraya dönüşürdü. Aşırı disiplini sebebiyle koridorda yanından geçmeye bile çekinirdik ama, kimsede ona bir saygısızlık yapmazdı. İlginç bir yönü de onca sinirli hallerine rağmen bazen hiç ummadığımız bir şekilde, şefkat göstermesiydi.

    Mevlüde Hoca ile ilgili duyduğum bir anıyı anlatmadan geçemeyeceğim:

    Mevlüde Hoca, (sınıfın çalışkan  ama biraz ukala öğrencisine):

    Mehmet: Sen geçen sene üniversite sınavında dereceye giren Ali’nin kardeşi misin?

    Mehmet (gururla): Evet hocam. Abim olur  kendisi...

    Mevlüde Hoca: Ma oglım, senin aben madem bele Türkiye birincisidir. Ya sen niye bu kadar geri zekâlisan ?

    ----------------------------

                Hemen hemen her ailede   okuttuğu bir öğrenci mutlaka vardır. Mevlüde Hoca’nın o zaman, sınıfta anlattığı dersler kayıt altına alınmış olsaydı, şimdi You Tube’da izlenme rekorları kırardı herhalde…

                Binlerce öğrenci yetiştiren ve tüm öğrencilerinin gönlünde unutulmaz anılar bırakan   tarih öğretmenimiz Mevlüde Tütenk’i ne kadar anlatırsak anlatalım bitiremeyiz. Çünkü o gerçek bir efsaneydi.

             Değerli hocamıza üzerimizdeki emeklerinden  dolayı teşekkür ediyor,  kendisini rahmet, minnet ve  şükranla anıyoruz.  Kabri nur, mekânı cennet olsun…

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen