• DÜNYAYI ADALETLE YÖNETİN

    DÜNYAYI ADALETLE YÖNETİN
    Hasan YOSUNKAYA

    DÜNYAYI ADALETLE YÖNETİN

     

       İnsanoğlu yeryüzüne geldiğinden bu güne kadar, hep adaletle, huzur içinde yaşamak istemiş. Huzuru bulmak için ya ilahi kurallara göre yaşamış ya da, kendi heva ve hevesine göre yaşamış.

          Tüm bu yaşam tarzlarında insanoğlunun olmazsa olmazı olan adalet olmuştur. Adaletin tesisi halinde insan, hayvan ve ağaç, hata tüm canlılar rahat eder. Adaletin olmadığı yerde veya toplumlarda dünya zindan olur.

       Tarihe baktığımız zaman, günümüze kadar adaletin olduğu her yerde huzur olmuştur.

         Adaletin olmadığı her yerde huzur olmadığı, huzursuzluğun hüküm sürdüğü görülmüştür.

        Tarihe baktığımız zaman, hükümdar olan peygamberlerin yönetimindeki devletlerde adaletin var olduğu, herkese aynı hukuk uygulandığı, insanlar, hayvanlar hatta tüm canlıların huzur içinde yaşamlarını sürdürdüklerini görmek mümkündür. Hz. Süleyman (as)'ın karıncanın söylemine karşı yaptığı dua herkesin yapması gereken duadır. Eğer Allah cc bizi iyi kulları arasına koymasa bizim adil olmamız mümkün değildir. İyi insanlar, salih amel işleyenler ancak adil olurlar.

           “Nihayet Karınca vadisine geldiklerinde, bir karınca şöyle dedi: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; aman, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!”

    (Neml-18)

            “Onun bu sözünden dolayı Süleyman neşeyle gülümsedi ve “Ey rabbim!” dedi, “Gerek bana gerekse anne babama verdiğin nimete şükretmeye ve hoşnut olacağın iyi işler yapmaya beni muvaffak kıl. Rahmetinle beni iyi kullarının arasına kat!”

    (Neml suresi-19)

       Hz. Süleyman Peygamber(as)'in hükümdar olduğu toplumda adaletin hüküm sürdüğü; insan ve hayvanların tamamı huzur içinde bir yaşam sürdürmüşlerdi.

    Karınca zulme maruz kalma ihtimaline karşı Hz. Süleyman’a duyuracak şekilde yuvalarınızı girin zarar görmeyin demesi adil hükümdarı haberdar etmiştir. Allah cc peygambere vahiy ettiği gibi bazı hayvanlara da vahiy etmiştir. 

       Hz. Süleyman’ın Rabbinden kendisine iyi işler yapmayı muvaffak olmasını istemesi, onun herkese, adil muamele etmesinin işaretidir. İyi işler yapmayanlar adil olamaz çünkü en iyi işlerin yapılması ancak adaletle olur.

       Allah cc Kur'an-ı Kerimde Resulullah (asv)’e:

         “İşte bunun için sen çağrına devam et ve emrolunduğun gibi doğru çizgini sürdür. Onların arzularına uyma ve şöyle de: “Ben Allah’ın indirdiği bütün kitaplara iman ettim ve bana aranızda âdil davranmam emredildi. Allah bizim de rabbimiz, sizin de rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size. Sizinle bizim aramızda mesele yok. Allah hepimizi bir araya getirecektir. Dönüş ancak O’nadır.” (Şura-15)

        Kur’an’ı kerimde Allah cc Hz. Muhammed’e,  adil davranmasını istemesi adaletin imandan sonra gelen en temel emir olduğunu anlıyoruz. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz.

       Günümüz toplumlarında adaletin olduğu toplumlarda huzur, adaletin olmadığı toplumlarda huzursuzluk hakimdir.

      Her ailede, aşirette ve devlette adaleti tesis etmek her insana farzdır.

      “Devletin dini ADALETTİR” sözü yerinde bir sözdür.

       “Ey insanlar dikkat edininiz Rabbiniz tektir. Arabın, Arap olmayana, Arap olmayanın Arab’a, siyahın kırmızıya, kırmızının siyaha, takvadan öte, hiç bir üstünlüğü yoktur. (Ahmet B.Hanbel Müsned-i 4/411)

      “Şüphesiz, Allah Teala katında en üstününüz, Allah Teala'dan en çok korkanınızdır” (Hucuret-13)

       “Cennetlikler üç guruptur. Bunlar:

    1-Âdil ve başarılı devlet başkanı,

    2-Yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yufka yürekli olan kişi,

    3-Ailesi kalabalık olduğu halde haram kazançtan sakınıp kimseden bir şey istemeyen adamdır” (Müslim, cennet 63)

      “Bir saat veya bir gün adaletle hükmetmek, bir sene veya altmış sene nafile ibadet'ten hayırlıdır” (El-ac)

       Allah cc'nın Resulü mübarek hayatı boyunca, toplumda adaleti hâkim kılmak için mücadele etmiş, gerek Müslümanlar gerekse gayrimüslimler arasındaki muamele ve hükümlerde adaleti en güzel örneklerini vermiş, adaleti temel hakların ve özgürlüklerin korunması, toplumsal huzurun barışın sağlanmasının teminatı olarak görülmüştür.

         Bir gün Mahzunoğulları kabilesinden Fatıma adında asil bir kadın hırsızlık yapmıştı. O kadının cezalandırmaması için ashabdan Hz. Üsame b. Zeyd’i Peygamberimize gönderdiler. Bu duruma çok kızan ve üzülen Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

    “Nasıl oluyor da bazı kimseler, Allah'ın kanunu karşısında aracı olmaya kalkışıyor. Sizden öncekilerin mahvolmasının sebebi şudur: İçlerinden asil, ileri gelen birisi hırsızlık yapınca, onu serbest bırakıyor, zayıf ve fakir bir kimse hırsızlık yapınca, onu cezalandırıyorlardı. Allah’a yemin ederim ki Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı, onun da cezasını verirdim”

       Bu gün dünya üzerinde adalet ile hükmeden devlet veya topluluklar yoktur. Müslüman toplumları adaletten uzak bir şekilde yaşıyorlar. Bir fakir kazara bir suç işlese hemen en ağır cezaya çarptırılır. Bir zengin veya makam-mevki sahibi aynı suçu içlerse ceza yediği vaki değildir. Müslüman olmayan toplum ve devletlerde zahiri bir adaletin varlığı görüntüsü bizi yanıltmasın o toplumlardan da durum aynıdır.

       ABD liderliğindeki batı Irakta, Afganistan’da, Afrika ülkelerinde milyonlarca insan öldürüp, yer altı ve üstü servetlerini gasp ettikleri gözü gören her kesin malumudur.

       Zaman geçirmeden dünyada adaleti tesis eden ve uygulayan bir devlet olabilmemiz için başta anayasa olmak üzere tüm yasa, yönetmenlik ve genelgelerdeki adil olmayanları ayıklayalım. Devletin en üst görevlerde bulunanlar ile toplumun en garibanları aynı suçu işlediklerinde aynı ceza verilmelidir.

       Adil olmazsak, adaletle hükmetmezsek her iki dünyada da iflah olmayız.

    Adaaaaaaalet. Adaaaaaaalet.....

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen