• KENT KÜLTÜRÜ VEYA KENT KİMLİĞİ

    KENT KÜLTÜRÜ VEYA KENT KİMLİĞİ
    Ferhat AYGÜN

     

    Kent kültürü veya kent kimliği, mekân ve uzam boyutuyla kent bünyesinde yaşayan insanlarca, ortak bir paydaya istinaden üretilen maddi veya manevi değerlerin oluşum sürecidir. Burada önemli olan kente dair bir bellek oluşumu ve üretilen kültürel çıktıların kentli insan vasıtasıyla anlamlanıyor oluşudur.

    Bir başka görüşe göre ise kent kültürü, gelenek ve görenekleri farklı, değişik kültürlerden gelen kişilerin, bireysel hak ve sorumluluklarının bilincine vararak, yaşadıkları kente özgün görgü ve nezaket kuralları çerçevesinde bir arada yaşama kültürüdür.

    Kent kültürünü en çok etkileyen faktörlerin başında o kentin fiziksel, sosyo-ekonomik, kültürel ve tarihsel özellikleri gelmektedir.

    Kent kimliği kavramı aynı zamanda o kentte ikamet edenlerin yaşadıkları yere yükledikleri anlamlandırma ve değerler kümesi olarak de nitelendirilebilir.

    Örnek vermek gerekirse Vatikan şehri bir din kenti iken, New York şehri Özgürlük Heykeli ve gökdelenlerle özdeşleştirilir; Paris denince kültür şehri ve Eyfel Kulesi, İstanbul denilince Ayasofya ve Sultanahmet Camii akla gelmektedir. Şimdi asıl soru şu:

    Diyarbekir denince akla ne geliyor?

    Diyarbekir denilince akla ilk olarak Surlar gelir. Üzerindeki yazıtlar, kitabeler ve kabartma figürlerle bir açık hava müzesini andıran, 5 bin 700 metre uzunluğunda, 22 metre yüksekliğindeki TARİHİ SURLAR.

    İyi güzel de başka? Diyarbekir’de Peygamberler ve Sahabeler de var ve yüce dinimizin en önemli temsilcileri burada yetmez mi?

    Diyarbekir’de bulunan Peygamber kabir ve makamlarını, Sahabe mezarlarını, evliya mezarların, İslam eserlerini, Osmanlı yadigarı cami ve medreselerimiz de var. Hem de hiçbir yerde bu kadarı bir arada olan ikinci bir yer de yok.

    Kura'anı Kerim’de adı geçen Hz. Elyesa (as), Hz. Zülküf (as) makam ve mezarları Eğil'de bulunmakta yine aynı ilçede, Hz. Harun Nebbi, Hz. Hallak (Allak) buradırlar. Nisanoğlu, Zinin Türbeleri de buradadır.

    Ergani ilçesinde Hz. Şit (AS) sevdiği oğlu Anuş peygamberde buradadır. Tarihler Hicri 7 cemayizülevel 17 (miladi 27 mayıs 638) geldiğinde İyaz bin Ğanem komutasında Diyarbakır fetih edilmiştir.

    Fetih: Komutan İyaz Bin Ğanem: Tallı (Mardin kapı) Sait Bin Zetd: Rum (Urfa kapı) Muaz Bin Cebel: Harput (Dağ kapı) Halid Bin Velid ile oğlu Süleyman da Babil (Dicle kapı) olmak üzere şehri kuşatmış, Halid Bin Velid’in şehre giden su yolunu bulmuş oğlu Süleyman komutasında 100 seçkin bir birlikle şehre sızdırmış ve onların kapıları açmasıyla şehir fetih edilmiştir. Bu esnada Hz. Süleyman’la beraber 40 tane şehit edilmiştir.

    Mevlana Halidi Bağdadi yüzlerce sahabe şehidinin mezarı olduğunu söyler. Şu ana kadar yapılan araştırmalara göre toplam 541 olduğudur. Bunlardan 27 tanesi Hz. Süleyman camisinde, gerisi şehrin muhtelif yerleri ve ilçelerindedir.

    Mübarek bir beldedeyiz. Öyle mübarek ki: Mehmet Akif Ersoy: “Bastığın yerleri toprak deyip geçme geçme tanı, düşün ki binlerce kefensiz yatanı” tam Diyarbekir’i anlatıyor. Bu kentin bütün gündemi bu olmalıdır. Elbette ki Sur ve karpuzlar önemli figürler ancak, bu kentin tarihi kültürü, kent kültürü İslamiyet hamuru ile yoğrulmadan kendine gelmeyecektir.

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen