• GELECEK KÖTÜ OLACAK

    GELECEK KÖTÜ OLACAK
    Ferhat AYGÜN

    GELECEK KÖTÜ OLACAK

     

    Düşünceler zihnimizden otomatik olarak akar ve düşüncelerin kişinin nasıl hissettiği üzerine olan etkisi çok büyüktür.  Zihinden akan otomatik düşüncelerin bazıları ise kişi için daha önemlidir.  Bu daha önemli olan düşünceleri ise kişinin televizyonlardaki son dakika haberleri gibi tekrar tekrar zihninden alt yazı şeklinde geçmeye başlar. Eğer ki birey ciddi bir depresyondaysa, her şeyin kötü olduğuna, hiçbir şeyin değişmeyeceğine ve her şeyin öyle kalacağına inanır. Geçmişe baktığında hep başına kötü şeyler gelmiştir. Şuan zaten berbattır. Geleceğin nasıl olacağını düşündüğünde ise bitmeyen bir boşluk, karamsarlık ve umutsuzluk hâkimdir. Peki, her üzüntü, keder ve karamsarlık depresyon mudur?

    İnsan bedeninde nasıl ki tüm organların belirli bir işlevi varsa, psikolojik yapımızdaki tüm olumlu ve olumsuz duyguların da bir işlevi vardır. Üzüntü, keder, mutsuzluk da olumsuz duygular olarak anılmasına karşın insan yapısında önemli birçok işlevi vardır. Örneğin, birey kendisi için önemli olabilecek herhangi bir kayıptan sonra üzülür ve mutsuz olur. Eğer ki birey kaybın arkasından üzülmüyor ve kederlenmiyorsa ya gerçekten değer verdiği şeyi kaybetmemiştir ya da değer verdiği şeylerin kaybını yaşayabilecek bir olgunluğa ve farkındalığa sahip değildir. Ayrıca üzüntü, adaptasyon yeteneğimiz açısından önemlidir. Bir kişi bir kayıp yaşadığında üzüntü duygusuyla, yeni durumlara adaptasyonu oluşabilecek ve kendi duygu, düşünce ve davranışlarını ayarlaması için ona bir fırsat sağlamış olacaktır. Ayrıca üzüntü gibi duygular kişinin elindekilerin değerini bilerek hayatı, anın değerini bilerek, şu anı güzel kılmak için çaba içine girmesini sağlamaktadır.

    Depresyondaki birey, birçok etkinliğe karşı “ilgi kaybı” yaşamakla beraber giderek “pasif” bir yaşantı içine girmektedir. Birey, gittikçe enerjisinin azaldığını hissetmekte ve olaylara “karamsar” bir bakış açısıyla yaklaşmaktadır.  Pasif olma, ilgi kaybı ve karamsar bakış açısı “umutsuzluk” duygusunu getirmekle; birey, “sorunlarıyla yüzleşmek” yerine gittikçe “geri çekilme davranışı” içine girmekte ve “insanlarla olan iletişimini” azaltmaktadır. Ayrıca kendisini “değersiz” görmekte ve “hiçbir şey beceremiyorum”, “hayatta iyi giden bir şey yok” gibi kalıp cümleleri son dakika haberi gibi zihninden tekrar tekrar geçirmektedir.  Bu kalıp cümleler “değersizlik duygusunun” artmasına sebep olurken, birey kendini diğerleriyle “kıyaslamaktadır.” Kıyaslamada “içine kapanmasına” etki etmekte ve birey yakınlarıyla arasına duvar örmektedir. Bu örülen duvar bireyin “kendisine olan kızgınlığını” arttırmaktadır. Depresyonda olan birinin en büyük şikâyetleri arasında konsantre olamama, aşırı uyku hali, cinsel isteksizlik, iştahında artma ya da azalma gibi belirtiler de vardır. Ayrıca depresyona giren bireyin yakınları, ona son zamanlarda kendi kişilik ve davranışlarıyla uyumlu davranmadığı söylemektedirler. Örneğin, “Sen daha enerjik ve olumlu düşünen biriydin, son zamanlara hiç böyle görünmüyorsun.” gibi yorumları da dikkate almak gerekebilir. Gittikçe çaresizlik ve umutsuzluk girdabına giren bireyin intihar düşüncelerinin başlaması da yaşadığı sorunun ciddi boyutlara ulaştığının bir göstergesidir.

    Depresyondaki bireyin yaşamında birçok değişiklik medyana gelir.  En çok da davranışlarında değişiklikler göze çarpar. Çevrenizde mutlu olduğunu ve hayattan zevk aldığını söyleyen biri varsa ona ne yaptığını sorun. Muhtemel bir örnek, bir etkinlik için içinden “istek” geldiğini, sonra bu “etkinliğe katıldığını”, sonra da yaptığı etkinlikten “zevk aldığını” ve en sonunda “mutlu” olduğunu dile getiriyor olacaktır. Ve mutluluk yeni bir etkinlik için yeni bir isteği doğuracaktır. Yani sıralama, “istek-eylem-zevk almak-mutlu olmak-yeni bir istek-eylem…” şeklinde olacaktır. Fakat depresyondaki bireyde işler daha karışıktır. Çünkü içinden bir şey yapmaya dair bir istek yoktur. Dolayısıyla “istek yok-eylem yok-zevk alma yok-mutlu değil-yeni bir istek yok-yeni bir eylem yok…” şeklinde sıralanabilir. Görüldüğü gibi depresyondaki birinin mutlu olmak için bir ödül sistemi yok. Ödül olmadığında da yeni yapılacak bir etkinlik için kişinin enerjisi olmayacaktır.

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen