• BİR GÜN MUTLAKA

    BİR GÜN MUTLAKA
    ŞEVKET KOYUNCU

    BİR GÜN MUTLAKA

     

    Değerli dostum Önder ile akşam saatlerinde, 19.00-20.00 arası 15 Temmuz Şehitler Parkı'nın karşısında yolda yürürken tekerlekli sandalyesinde, ağaçlardan dökülen sararmış yapraklar arasında, kaldırımda yürüyen insanlara neşe ve gülücükler dağıtan Muhammed ve kız kardeşi Hatice sonbaharın serinliğinden insanın yüreğini ısıtıyordu. Sevimli, mimik ve hareketleriyle insanların gönlüne girmişlerdi. Anneleri de sararan, solan yaprakları bir bir dökülen bir ağacın altında önüne boş bir tabak koyup gelen giden insanlardan tabaklarına üç beş kuruş atmalarını yani insanların vicdan ve merhametine mahkum olmuşlardı. Ailece Suriye'den, Esad'ın zulmünden, savaştan ve bombalardan kaçıp Türkiye'ye sığınmışlar. Babaları Suriye'de

    kaybolmuş, ailece parçalanmış durumdalar. Aynı durumda binlerce insanın çektiğı ızdırabı, çileyi ve korkuyu tatmışlar. Muhammed ve kız kardeşi Hatice küçük yaşta ama ellerinden ne gelir?

    Mecburen yaşamaya, yaşamak için de mücadele vermeye küçük yaşlarına rağmen... Türkiye’deki bu insanların halini gördükçe yüreğim kanıyor, insanlığımdan utanıyorum. Onları bu hale getiren emperyalist ülkeler ve yandaşlarına binlerce kez "LANET OLSUN." Ama ortada bir gerçek var, akıl kabul etse de etmese de suçlu varsa biz insanlarız. Sen ey bahtsız yavrucak! hala neşen yok olmamış, hala dünyadan memnunsun. Evet, bacakların tutmuyor ama yinede gülüp, etrafına neşe saçıyorsun. Senin bu halini görüp de yaşarmayan göz nasıl gözdür? Duygulanmayan kalp nasıl kalptir? Sana uzanmayan el nasıl eldir? Neler hissettiğini, seni ve aileni muhacir eden, bu duruma düşüren bencil topluma karşı ne düşündüğünü bilemiyorum. Ama bırakanları affedeceğini düşünemiyorum. Ellerinde çantalarla okula giden mini mini çocukları görünce için sızlıyor değil mi? "Niçin seninde kitapların olmasın, niçin seninde yeni elbiselerin olmasın." bunların cevabını vermek çok zor. Çünkü seni bu hale getiren, sana ve ailene el açtıranlar "zalim, savaş baronları, kan emiciler, alçaklar ve merhametten yoksun insanlar" utansın. Acıma duygusunu ortadan kaldırdık, merhameti öldürdük, bencilliği ise meslek edindik ve sen bu duruma düştün. Ama sen ümitli ol bir gün bağrına basacak insanlarda gelecek. O zaman sen ve senin gibi mazlumlar, yükselenlerin ayaklarının altında ezilenler. Evet, sizlerde mutlu olacaksınız. "Ama ne zaman diyeceksin." dediğini duyar gibiyim. "Sabırlı ol BİR GÜN MUTLAKA". Bedeni küçük yüreği büyük Muhammed ile tanışmasaydım belkide 3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nü unutacaktım. Bu vesileyle sağlıklı, mutlu, huzurlu, engelli istihdamının yüksek rakamlara ulaştığı bir Türkiye özlemiyle... Şimdiden 3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nü yürekten kutluyorum. Unutmayalım ki her birey birer  engelli adayıdır.

    Görüşmek Dileğiyle

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen