• SİYASET CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK!..

    SİYASET CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Siyaset doğası bu, değişimi beklenmez,

    Sözler hep yaldızlanır, başka boya eklenmez.

    Meydanda başka söyler, makamda daha başka,

    Çirkine “makyaj” yapar, halkı getirir aşka!..

    MM

     

    SİYASET CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK!..

     

    Televizyon kanalları çok çabuk “adapte” oldular İstanbul büyükşehir Belediyesinin toplu ulaşım araçlarına yaptığı zam haberine, merak konusudur İstanbullular da aynı çabuklukla adapte olacaklar mıdır yeni tarifeye, günlük harcamalarına ayırdıkları miktar yetecek midir, yoksa bazı zorunlu kalemlerden “feragat” yoluna mı gidecekler?

    Ekrem İmamoğlu rakibine 800.000 oy farkıyla başkan oldu bu mega kente, halka verdiği sözler arasında böylesi bir zam yoktu, aksine “indirim” bile vardı, ancak o bir siyasetçi idi ve yapması gerekeni yaptı, başka bir partinin, başka bir ismi de otursaydı o makama yapacağı aynı şeydi, çünkü biz bunu geçmiş zamanlarda hep gördük.

    “Özü sözü bir” siyasetçinin tanımı hep yapılır, lakin “isimlendirmek” aşamasına gelindiğinde “zorluk” başlar, hangi isim ortaya atılırsa atılsın tartışılır, hiç birisi için “işte bu” denemez, biz bu sebeple siyasetten ve siyasetçilerden hep “ırak” durduk, çünkü onlardan “sıdkımız” sıyrılmış bir kere, bu inancımızı okurlarımızla paylaştığımız çok olmuştur.

    Siyasi partiler, yani siyaset demokrasinin olmazsa olmazı hükmündedir, ancak siyasetçiler bu hükmün dışındadırlar, denirse ki siyasetçi olmadan siyaset yapılabilir mi, olmaz çünkü özü sözü bir siyasetçi ekmek kadar, su kadar gereklidir.

    “Köprüyü geçene kadar” diye bir sözümüz var, bu sözü en bariz şekilde siyasetçiler hayata geçiriyorlar, “Ekrem İmamoğlu” en yeni örnektir, yoksa biz ne İmamoğlu’nu tanır, ne de onun partisini biliriz, diğer partilerden “ırak” durmaya çalıştığımızı hep söyleriz, oy vermediğimiz için partileri ve siyaset cephesindeki mensuplarını eleştirmez sadece onlardan ziyade zihniyetlerini sergilemeye çalışırız.

    Eleştiri hakkı en ziyade seçmenlerindir, çünkü onlar sözlerini sandık başına gittiklerinde söylemişlerdir, umduklarını bulmamaları halinde kullanırlar eleştiri haklarını, demokrasiyi güçlendirmek adına seçmen her seçim zamanı geldiğinde sandığa gitmek suretiyle büyük bir olgunlukla görevini yerine getirmiştir.

    Demokrasinin olmazsa olmazı olarak kabul edilen siyasi partilerin sayısı yüzleri aşmış, yetmemiş olacak ki yeni partiler kurulmak istenmiştir, ancak sayının çokluğu kendinden bekleneni vermediği için yeni kurulacak partilerinde “tabela” partisi olmaktan öteye geçmeyeceklerini söylemek mümkündür.

    Acaba biz siyasetçilerden neden bu kadar dertliyiz, çünkü hiç birisi mitinglerde söylediklerini kazanmaları halinde yerine getirmemişler, aksine hareket etmişlerdir, söyler misiniz bu güne kadar yapılan seçimlerde halka “ucuzluk sözü veren” parti yok mudur, vardır, hem de hemen hepsi aynı sözü vererek kazanmışlardır, peki hangisi sözünü tutmuştur?

    Sözü uzatmadan söyleyelim: “Hiç birisi!..” o zaman yeni kurulanlarla, kurulacak olan partilerin sözlerine niçin inanalım?

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen