• DÜNYA SAHİPSİZ DEĞİL!..

    DÜNYA SAHİPSİZ DEĞİL!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Sahipsiz sanma sakın, dünyanın sahibi var,

    Tek sahibi Allah’tır, buna inansın kullar.

    Ortak kabul etmez O, alemi O yönetir,

    Kısa bir zaman için mahlukatı eğletir!..

    MM

     

    DÜNYA SAHİPSİZ DEĞİL!..

     

    “Misalde hata olmaz” derler, çünkü ifade edilmek adına misal gerektiğinde kullanılır, içinde belirli bir süre yaşayacağımız, bizden önceki yaşayanlar tarafından da yaşanmış “dünya” için çok misaller verilmiş, benzetmeler yapılmıştır, bunları sıralamaya gerek yok, ancak biz dünyayı bir “ev” olarak kabul edersek, kendimizi de bu evde kiracı olarak düşündüğümüzde bu evin bir sahibi olduğunu da kabul etmek durumunda kalırız..

    Kiracıya düşen bu evin içinde yaşadığı sürece ev sahibini tanımak, bilmek ve kendisinden istenenleri yerine getirmektir, bu gerçeğe rağmen kiracı evin şeklini değiştirmeye kalkarsa, ya da şurası benimdir, benim olmalıdır derse ve eline de üzerinde “tapu yazılı bir kağıt parçası alırsa ne kadar gerçekçi olur acaba?

    Dünya evini sahibi kiracıları için gayet güzel bir şekilde dizayn etmiş, içini bağlarla, bostanlarla, bahçelerle, havuzlarla zenginleştirmiş, türlü meyveler yüklemiş ağaçlarına, bazı canlıları da kiracıları yesin diye yaratmıştır,öyle bir ev sahibi ki sadece iskan olunsun için değil o evde oturulacağı müddet için yemesini, içmesine ve diğer ihtiyaçlarını da sağlama imkanı vermiştir.

    Peki, kiracı ya da kiracılar ne yapıyor, tek kelimede özetlersek “sahipleniyor” ve “bu ev berimdir” diyor, diyor ama sözünü kanıtlayamıyor, çünkü bir gün ev sahibi “bu evde kalış süren bitti, evimi terk et” diyor, ilk kiracıdan bu güne kadar terk etmeyen görülmedi, “benimdir” sözünde inatlaşanlar kendilerine “firavun” dedirttiler, “Nemrut” dedirttiler, günümüzde de “süper zengin” veya “süper güç” dedirtiyorlar.

    Bu dedirtmelerin özünde ise “inkar” vardır, ev sahibini inkardır bu inkar, oysa kiracı olan ev sahibini tanıdıktan sonra O’nun ne kadar zengin olduğunu, oturduğu eve bakarak anlar ve çok daha başka, çok daha güzel bir evi olduğunu ev sahibinden öğrenince ev sahibine yönelerek: “bu evde ben kiracıyım, senden şunu isterim ki bu evden sonraki alemde de bana haber verdiğin ve içinde hep kalacağımı söylediğin evini nasip edesin” diye istekte bulunsa, o zaman görecektir ki ev sahibi gerçekten çok zengindir ve kendisine öte alemdeki evine hazırlanmasını, isteyecektir..

    Misallerle yol çıktık ya sürdürelim misalimizi, kiracı kendi “günah” hataları yüzünden havuzun kurumaya başladığını, ağaçların meyve vermez olduğunu gördüğünde yapması gerekenin ev sahibine yönelmek olduğunu bilmek durumundadır, nitekim ilk kiracılar bu gibi durumlarda topluca bir yerde toplanır ve ev sahibinden özür dileyerek dua ederlerdi, yer sarsılsaydı, güneş ve ay tutulur, ışık ve ısı vermez olsaydı ev sahibine hallerini arz ederlerdi, çünkü yapılması gerekeni yaparlardı, günümüze baktığımızda dünya evinin kiracılarına bir “virüs” musallat olmuş ama geçmiştekilerin yaptıklarını yapmıyor ve kendi imkanlarıyla bu virüsten kurtuluş yollarını arıyorlar.

    Çünkü kiracı olduklarını unutmuş da kendilerini evin sahibi olarak görmeye başlamışlardır, ancak çaresiz olduklarını gördükleri ve hiç bir şeye güç yetiremediklerini gördükleri halde “her şeye gücü yeten” ev sahibine el açmıyor, “biz hata ettik, kusur işledik, yapmayınız dediklerini yaptık, elimizi hakkımız olmayana uzattık,biz kendimize zulüm yaptık” deseler ve biraz da göz yaşı dökseler o zaman göklerden “virüs” yerine “rahmet” yağdığını göreceklerdir…

    Evet, dünya bir evdir ve bu evin sahibi ise Hazret-i Allah’tır, içindekileri de az bir zaman için yaratan O’dur, insanın dışındaki bütün yaratıklar ev sahibini tanır bilirken insan inadından dönmez, nedense kiracıların içinde “aklı eren” ya da öyle görünenler de var, bunlar niçin uyarmazlar, yanlış yolda gidenlere “U dönüşü yapınız, virüsü yok etmesi için evin sahibine yöneliniz” demezler.

    Ne kadar çok özledik geçmiş zamanlarda felaket olduğunda şehir halkının şehrin dışına çıkarak Allah’a el açmasını, yalvarmasını, rahmet, mağfiret yağdırmasını, felaketlerden korumasını, bu özelliğimizi yitirdiğimiz içindir ki geçmiştekilerin hatırasına saygı duymuyor, topluca dua yaptıkları mekanları yıkıyor ve izlerini silmeye çalışıyoruz.

    Coronavirüs bir “musibettir” , insanlar bu musibetten kurtulmak için önce “inna lillahi ve inna ileyhi raciun” diyerek dünyanın ve kainatın tek sahibi olan Allah’a yalvarmalıdırlar, çünkü insanın gücü gözle görülmeyen bir virüse bile yetemezken Allah’ın gücü her şeye yeter..tekrar edelim anonsumuzu. “EVDE KAL DUADA KAL”

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen