• CORONAVİRÜS’TEN İLK ÖLEN 89 YAŞINDAYDI!..

    CORONAVİRÜS’TEN İLK ÖLEN 89 YAŞINDAYDI!..
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    Her canlının sonu var, virüs dahi bir canlı,

    Sakinleşir dünyamız, yaşanır heyecanlı.

    İşleri kesat giden şirketler ve mağazalar,

    Yine kazanmak ister zarara uğrayanlar!..

    MM

     

    CORONAVİRÜS’TEN İLK ÖLEN 89 YAŞINDAYDI!..

     

    Coronavirüs haberleriyle yatıp kalktığımız bu kısa zaman süreci içinde hep dokunduk “konu” olarak, çünkü dünyanın gündem konusu oldu bu virüs, diğer bütün yazılarımızda aktüalitenin dışında gibi bir görüntü versek de “değiliz” çünkü hayatın içindeyiz, yaşımız “risk” gurubunda olsa da “ilahi takdir” gereği koparılmadığımız hayatımızı yaşıyor ve olup bitenleri bazen hayretle, bazen ibretle takip ediyoruz.

    Sağlık Bakanı Koca şöyle dedi: “Coronavirüs sebebiyle ilk hastamı kaybettim” bir bakandan ziyade bir “hekim” edasıyla konuştu Sayın Koca, hekimler hastalarını sahiplenirler, sözüm ona “medeni” denilen Avrupa’nın 60 milyonluk bir parçası olan İtalya’daki zihniyetten ıraktı sayın Koca’nın tavrı, zira İtalya seksen yaşın üstündekileri yoğun bakıma almıyor, yaşlıların tedavisini yüklenmiyor.

    “Polemik” daha ziyade siyasilerin “başarı” hanelerini doldurur, her vesile ile polemik yapmaktan çekinmezler, ancak biz bu yanlışı benimsemediğimizi belirtmek durumundayız, siyasiler sözü “hulk” içinde değil de “halk” içinde söylemeyi severler, biz öyle yapmıyor ve “hulk” içinde olanı yeğliyoruz, konu başlığımıza yüklediğimiz “coronavirüsten ilk ölen 89 yaşındaydı” sözünü biraz açarak anlatalım istiyoruz ama polemik yapmadan, çünkü ölüm hayatın en büyük gerçeğidir.

    Acaba ölümü ilk olarak duyurulan bu kişi coronavirüse yakalanmamış olsaydı yine de ölmeyecek miydi, bizim inancımıza göre ömrünü tamamlayan her fani gibi başka bir sebep gösterilerek yine de ölecekti, “misalde hata olmaz” sözünden hareketle, her hangi bir limana demir atmış olan bir şilep “hamulesini” yüklendikten sonra o limanda bekletilir mi, bekletilmez çünkü başka bir şilep yaklaşacak, o liman bu amaçla yapılmıştır.

    İnsanda tıpkı bir şilep gibi günah ve sevap olarak“hamulesini” yüklendikten sonra anlaşılır ki limandan “demir almak” zamanı geldi ve bu alemden öte aleme yelken açar, olan budur, kıyamete kadar da olacak olan da budur, nasıl ki dünya dediğimiz bu limandan “uğurlanarak” yolcu edilen insanı öte alemde de karşılayıcılar vardır. Şilepteki “hamule” eğer karşılayıcıları sevindirecek cinsten ise güllerle, çiçeklerle karşılanır ve kendisine. “gerçek limana hoş geldin” denir, değilse yani kömür ve taş yüklü ise o gemi yine bazıları tarafından karşılanır ve kendisine sevinmeyeceği bir muştu verilir, çünkü hamulesi “yakılacak” cinstendir.

     

    Hamulesini yani “yükünü” alan hiçbir gemi limanda fazla bekletilemez, tıpkı gününü dolduran insanın da bu dünyada bekletilmediği ve bekletilemeyeceği gibi, bir şilep veya gemiye misal olarak benzettiğimiz insana yükünü varacağı öte alemde beğenilecek ve sevinilecek mallarla doldurmak için bu limanda beklediği süre bir fırsattır, bilirse ve isterse tabii..

    Kendimizi ifade etmekteki başarısızlığımıza verin lütfen, hep aynı sözleri söylüyor gibi bir görüntü veriyor sözlerimiz, ancak şunu ısrarla vurgulamak istiyoruz ki insan bu dünyaya madem ki kendi iradesinin dışında gelmiştir o halde yine kendi iradesinin dışında gidecektir, gidiş sebebini biz insanlar isimlendiriyoruz, oysa “ecel” en geçerli sebeptir, coronavirüs ya da kanser, organ yetmezliği, trafik kazası, deprem, çığ vs. gibi sebepleri biz dile getiriyoruz, sanki bu sebepler olmasa insan ölmeyecekmiş gibi bir yanlışa saplanıyor bazı insanlar..

    “Tuhaf” karşılıyorum bazı hastalar için söylenen “hayata tutunmaya çalışıyor” ya da “hayata tutundu” şeklindeki sözleri, “tedbir” cümlesindendir “tedavi” ikisinin de karşısında değil ısrarla savunucusuyum, çünkü ikisi de gereklidir, tedbir almamak ya da tedavi olmamak ömrü kısaltmaz ama, yaşayabileceği zamanı sıkıntılar içinde, hem kendisine ve hem de çevresinde olanları rahatsız ederek yaşar, sanırım şair “ne kendi eyledi rahat, ne halka verdi huzur/yıkıldı gitti dünyadan dayansın ehli kubur” şiirini bizim anlatmaya çalıştığımız manada değil de “huysuz” birini anlatmak adına yazmıştır.

    Umarız, ilk olarak 89 yaşında ölenden sonra hayata veda edenlerin ardından daha başkaları ölmez ve hep ilk ölen hatırlanır (maalesef ölü sayısı yüz civarındadır) conoravirüs sebebiyle aramızdan ayrılanları rahmetle anarken ,sağlıklı yaşamak yaşamın en güzel şeklidir, dünkü yaşlılara ve herkese duyurmak istediğimiz anonsumuzu tekrarlayalım: “EVDE KAL DUADA KAL”

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen