• “VEFA” GURUBU VE MOTİVASYON!...

    “VEFA” GURUBU VE MOTİVASYON!...
    Mevlüt MERGEN

    SÖZÜN ÖZÜ

    “Vefa” kalpte yetişen mutluluk ağacıdır,

    Yalnız yaşayanları unutmak çok acıdır.

    Kapısı çalınmazın, hatırı sorulmazın,

    “Kara yazılı” diye kara deftere yazın!..

    MM

     

    “VEFA” GURUBU VE MOTİVASYON!...

     

    Kara bir bulut gibi dünyamızın üzerine çöken “coronavirüs” musibetiyle mücadele kapsamında alınan tedbirlerden birisi de Valilerin illerde bir komisyon veya gurup oluşturarak evlerinden çıkamayanları “vefa” duygusuyla ziyaret etmeleridir, güzel düşünülmüştür, çünkü bu amaçla ziyaretine gidilen insanların motivasyona herkesten çok ihtiyaçları vardır.

    Yalnız olmadıkları, şehrin en büyük mülki amirinin onları unutmadığı, hatta unutmayacağı duygusunu gönüllere yerleştirmeyi amaçlar bu ziyaretler, “seksene merdiven dayayan” yaşım itibariyle evden çıkamamanın ne demek olduğunu bilen birisiyim, “empati” yapmama da gerek yok, yaşadığım için biliyorum, oysa insan ne kadar çok istiyor daha önce görüştüğü, konuştuğu ve sevdiği insanları böylesi bir zamanda yanında görmek..

    Yaşım ve engelli oluşum hasebiyle “evde sağlık hizmeti” alıyorum, telefon açar randevu alırsam sağ olsun “sağlıkçılar” kapımı çalıyor ve ziyaretime geliyorlar, bunun için daha önce Sağlık Müdürümüz Sayın Sait Avar’a bu sütunda teşekkür etmiştim, bu ara ülke çapında bütün sağlıkçılar hem alkış alıyor ve hem de daha çok saygıya hak kazanıyorlar.

    Hasta ziyareti yüce dinimizce kısa tutulması şartıyla ısrarla tavsiye edilen bir güzelliktir, bu güzellik yukarıda sözünü ettiğimiz gurup veya komisyon tarafından sergilenecektir, acizane şöyle bir duam vardır ve her zaman gönlümden dilime dökülür: “Allah’ım!.. Evlatlarım dahi olsa beni kullarına muhtaç eyleme, zira ben sana muhtacım, senin her şeye gücün yeter” şunu söylemekte yarar var, bugüne kadar Allah’tan gayrı kimselere “dünyalık” yönünden muhtaç olmadım, bugünden sonra da olacağımı sanmıyorum, çünkü az da olsa bir “emekli” maaşım var ve maişetime de yetiyor.

    Sokağa çıkamayan “ihtiyaç” sahipleri için “155 – 156 – 112” numaralı telefonlar şimdi eskisinden daha çok kulak kabartacak kendilerini arayanlara, bu da ayrı bir güzelliktir, kişinin ihtiyaç anında birilerinin yardımına koşacağını bilmesi yüreğindeki terk edilmişlik, ya da yalnızlık duygusunu söküp atar, sözün burasında yine “ihtiyaç” kelimesini kullanmak gerekiyor, insan belli bir yaşta ve belli bir zamanda daha çok ilgi ve sevgi istiyor.

    Bu ilgi ve sevgiyi aile fertleri esirgemezler, hatta ziyadesiyle de gösterirler ancak nasıl ki doktorlar çok ilaç kullanan bir hastaya “vitamin” önerirse, aynen onun gibidir eşin, dostun, sevdiklerinin kişiyi araması sorması, bize her yönüyle yol gösterici olan yüce dinimiz “hasta ziyaretini” cennetlik amellerden biri sayar, yani hasta ziyareti hem İslami’dir, hem insani, virüsten değil ama bir korku girdi yüreğime bu sözleri yazarken o korku “yanlış anlaşılmak” korkusudur, sözün başında” empati” yapmama gerek yok demiş, durumumda olan birilerini anlatmak istemiştim, lütfen sözlerim böyle değerlendirilsin.

    Yazar olmanın böyle bir avantajı var, dışarıya çıkamasak da duygularımızı, düşüncelerimizi paylaşacak birilerini bulabiliyoruz, ancak “yazar” olmayanların, seslerini duyuramayanların sesini duyurmak gibi bir görevimizi de yerine getirmek durumundayız, sözü noktalarken “motivasyon” ve coronavirüs hakkında görüntülü ve yazılı medyada çok fazla “bilgi kirliliği” var, bir misalle sözü bitireceğim, geçen akşam bir televizyon kanalından şu sözler kulağıma çarptı: “Böyle giderse İtalya’dan daha kötü duruma düşeceğiz!..”

    Selam ve dua ile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen