• ÖKÜZ ALTINDA BUZAĞI ARAMA

    ÖKÜZ ALTINDA BUZAĞI ARAMA
    Hasan YOSUNKAYA

    ÖKÜZ ALTINDA BUZAĞI ARAMA

     

      Bir zamanlar bir memlekette lakabı ördek olan bir adam varmış. Bu adam arkadaşları ile bir çay bahçesinde otururken, o arkadaş gurubundan biri, arkadaşlarına, “Hele şu buluta bakın, kapkara bir bulut, o bulut içindeki yağmur boşansa her taraf deniz olur” der. Lakabı ördek olan, kişi bulut’u dikkat çeken arkadaşına saldırır. “Sen ne demek istiyorsun? Bu bulut, yağmuru bırakırsa, her taraf göl olur, gölde ördekler yüzer. Beni kast ediyorsun” der.

       Bugün kim ne diyor? Kimler üstüne alınıyor,

        Dilipak “fahişeler” derken kimleri kastetti? Türkiye o yazıyı konuşuyor..

    Gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak'ın 27 Temmuz Pazartesi günü yayımlanan yazısında İstanbul Sözleşmesi'ni destekleyenlere 'fahişe' dediği iddia edildi ve sosyal medyada linç girişimi başlatıldı. Dilipak, yaptığı açıklamada söylediklerinin çarpıtıldığını vurguladı.

    Uzun yıllardır tartışma konusu olan ve Türkiye gündeminden düşmeyen İstanbul Sözleşmesi'ni eleştiren isimlerin başında gelen Abdurrahman Dilipak kaleme aldığı “AKP’nin papatyaları'” başlıklı makalesinde geçen 'fahişe' ifadesi üzerinden sosyal medyada linç edilmeye çalışıldı. 

    DİLİPAK'IN AÇIKLAMASI ÇARPITILDI

    Dilipak'ın daha önce kaleme aldığı yazısında, “AK Parti içindeki, AKP’liler, FETÖ’nün zihniyet ikizi gibi davranıyorlar. Hem uluslararası fonlarla destekleniyorlar hem de kamu fonlarını kullanıyorlar. Malum “Yeşil Sermaye” de bunlara sponsor olabiliyor. Koç kadar, Sabancı kadar, Eczacıbaşı kadar bizim “Yeşil sermaye” davasına sadakat gösterip, bu fahişelere ve onların türevlerine karşı seslerini yükseltebilecekler mi?

    Konfeksiyoncu, gıda zinciri, finans kuruluşu, ses ver Türkiye! Ne bekliyorsunuz!” ifadelerini kullanarak fuhşiyatı destekleyenlere karşı sessiz kalındığı vurgusunda bulunmuştu.

    Bu açıklamasını ele alan linç çetesi, Dilipak'ın İstanbul Sözleşmesi'ni destekleyenlere 

    'fahişe' dediği algısı oluşturmaya çalıştı.

         Dlipak’ı tanıyanlar, hiç böyle yüzeysel düşünmezler. Birileri ısrarla Dilipak’ı gözden düşürmeye, bizim cenahı bir birine kırdırmaya çalışıyor.

             Bizim cenahta bugüne kadar çok az fikir ve düşünce insanı yetişti. Çünkü birileri sürekli engelliyordu. Mahkemeler, karakollar, sürgünler bize yol olmuştu.

    Molla Said-i Kürdi'nin bütün ömrü mahkemelerde, karakollarda, cezaevlerinde ve gurbette geçti. Necip Fazıl Kısalürek'e Karakollar, mahkemeler ve cezaevleri mesken olmuştu.....gibi.

    Şimdi sıra bizim cenahın yaşayan bir kaç fikir ve düşünce insanından biri olan Abdurrahman Dilipak, AK Parti seçmeninin fikir dünyasının oluşmasında büyük katkısı olan bir düşünce ve fikir insanıdır.

    Dilipak’ı, Önce AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, şimdi de, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selva Çam, da 81 ilin AK Parti kadın komisyonları tarafından Dilipak'a dava açacaklarını duyurdular.

        Halk tabiriyle AK Parti, kendi kalesine gol atmaya hazırlanıyor. Bu gol atışı hiç akıl işi değil, 40–50 yılda zor yetişen bir fikir ve düşünce insanını, KASTIN dışında bir anlam yükleyerek hareket etmenin çok akıllıca bir eylem olmadığını düşünüyorum. Kendi tarafın fikir insanlarının eleştiri ve uyarılarını başkasının istediği gibi anlam yüklemek bize değil karşımızda duranların işine yarar.

    AK Parti karşıtları, adeta, öküz altında buzağı ararcasına, Dilipak’ın anlatmak istediğinin tam tersi, başka anlam yükleyerek ortalığı karıştırmak istiyorlar.

       Yapılacak akıllıca, iş bu mahkeme sevdasından vazgeçmektir.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen