• KARDEŞLİK LAFLA DEĞİL İCRAATLA OLUR

    KARDEŞLİK LAFLA DEĞİL İCRAATLA OLUR
    Hasan YOSUNKAYA

    KARDEŞLİK LAFLA DEĞİL İCRAATLA OLUR

     

       Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan devlet yönetimine geldiğinden bu güne kadar kardeş ve mazlum ülkeleri ziyaret ederek onlarla karşılıklı "KAZAN KAZAN"

    anlahıyışı ile anlaşmalar yapmaktadır.

       Yüz yıllardır Afrika ülkelerini sümürüp halklarını bir tarafta köleleştirip, bir tarafta kendi dillerini ve dinlerini zorla onlara kabul ettirmeleri, diğer taraftan da onları açlığa mahkum eden batılı emperyalist ülkeler:

    "Demokrasi İnsan Hakları" sloğanı ile Doğu Asya ve Afrika'ya giderek onların yer altı ve yer üstü kaynaklarını kendi ülkelerine taşımaya devam ediyor. Bu sümürü yetmiyormuş gibi, bir de onların aralarına sunii sorunlar çıkararak onları birbirlerine kırdırarak   uyanmalarına mani olmaya devam ediyorlar.

           Aynı batılı emperiyalist ülkeler yüz yıldan fazladır bizim devletimizi (Osmanlı) parçalarken, diğer tarafta bu parçalara el atarak kendi özlerinden kopararak kendilerine köle yapma anlayışını aşıladır.

    Daha 1970 lere kadar okullarımızda, kışlalarımızda, fabrikalalarımızda hatta sokaklarımızda bize müslüman ve mazlum milletleri bizi arkadan vurdular dedirterek bize ve birbirlerine düşman ettiler. Türkiye 1970 ten itibaren uyandı. Türkiye, düşmanları Müslüman ve mazlum milletler değil, zalim emperyalist ülkeler olduğunu anladı ve ona göre politikalar geliştirmeye başladı.

       1974 tarihinde Bülent Ecevit Başbakan olunca Mit müsteşarı Ecevit'e gelerek, ABD artık MİT elemanlarının maaşını vermiyor. Maaşlarımız devlet hazinesinden verilsin deyince Ecevit hayretler içinde soruyor siz şimdiye kadar maaşınızı nereden alıyordunuz? Aldığı cevap

    -ABD maaşımızı veriyordu olunca, Ecevit hayrete düşüyordu. Gerçeği o an öğreniyor. Genel kuraldır: Siz kimden maaş alırsanız ondan emir de alırsınız. Bu durum batınının bizi kontrol altına aldığı halde halka demokrasi ve insan hakleri hamisi olarak kendilerini kabul etirdiler.

      Sabah gazetesinin yazarı, Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahretin Altun köşesinde kaleme aldığı bir yazıda: "BU NASIL MİLLİ İSTİHBARAT?" Başlıklı yazıda TBMM Darberi Araştırma komisyonu Başkanvekili Selçuk Özdağ'ın eski MİT  müsteşarı Fuat Doğu'dan aktardığı sözleri kaleme aldı. Altun'un Selçuk Özdağ'dan aktardığına göre, Fuat Doğu 12 Eylül askeri darbasinden bir kaç yıl sonra o sıralarda genç bir siyasetçi olan Özdağ'a şu itirafta bulunmuş:

    "Ben MİT müsteşarlığı yapmadım, CİA'nın şube müdürlüğünü yaptım. Bir CİA yetkilisi gelse, beni Sinop'a götür dese onu oraya götürmekle memurum" demişti.

         Bu ve benzer sıkıntılar, bizde sağ-sol adı altında gençlerimiz arasında çıkan çatışmalar 1970 ve 1980 yılları arasında çoğu üniverside okuyan 5 bin gencimizi kurban verdik, bir o kadarı sakat kaldı, bir o kadarı da cezaevlerine girerek hayatları karardı. Toplumda barış yok oldu kan davasına dünüşen bu  olaylar sonunda toplumda barış ve kardeşlik büyük zarar gördü.

       Aynı emperyalistler 12 Eylül darbesini yapmakla kalmadılar, sahneye koydukları yeni oyunla faili meçhuller artarken,

    güneydoğuda akla hayale gelmiyen uygulamalar yaptılar.

       Bütün bu oyunları gören millet Erdoğanı iktidara taşıdı. Erdoğan milletin desteği ile yurt içinde ve yurt dışandaki bu oyunları bozmaya başladı.

       Afrika ziyaretleri bunun sonucudur. Afrika halklarına elini uzatırken; dini, dili ve ırkını sormadan mazluma ve mağdura sahip çıkma ilkesinden yola çıkınca  emperyalistler ve yerli ajanları çok rahatsız oldular.

    Batılılar her yola başvurarak Afrika halklarının uyanışının önüne geçmek istiyorlar. Afrika halkları Erdoğan'a kucak açtılar.

       Erdoğan daha önce yaptığı Afrika gezisinde, yaşlı bir Afrikalı, Erdoğan'a şöyle demişti: "Batılı emperyalistler asker ve silah gücüne dayanarak ülkelerimizi işgal edip bizi sümürmeye başlayınca büyüklerimiz şöyle demişlerdi. Bekleyin Türkler gelip bizi bu zalimlerden kurtaracaklar. Elhemdulillah sizin gelişinizi gördüm. Kurtuluş yakındır, gayrı ölsem de gam yemem" demişti.

       Erdoğan'ın Afrika gezisi sırasında Afrika halklarının gösterdiği sevgi Erdoğan'ın şahsında Türkiye'ye ve Osmanlı'yadır.

        Bizim kültürümüzde, beyazın siyahtan üstünlüğü yoktur. Zenginin malında fakirin hakkı vardır. Bu anlayışla mağdur Afrika halklarına sahip çıkıyoruz ve çıkmaya devam edeceğiz.

       Sayın Erdoğan, ziyaret ettiği, Togo, Liberya ve Burkina Faso'ya aşı bağışında bulunacağı sözü verdi. Geliştirdiğimiz COVİT 19 aşısını vereceğini söylemesi insani yardımın en güzel örneğidir.

       Kardeşliğin gereği olarak ne gerekiyorsa yapma sözü vermesi, kardeşliği sözde değil özde olduğunu ortaya koydu.

        Batılı ülkeler sarsıntı geçiriyor biz dirilişe doğru yol alıyoruz ve almaya devam edeceğiz.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen