• EĞİTİMDE REFORM

    EĞİTİMDE REFORM
    Hasan YOSUNKAYA

    EĞİTİMDE REFORM

     

       Elimizi çabuk tutup Eğitim-Öğretim reformunu hayatta geçirmezsek, bunu 2023 seçim sonrasına bırakırsak treni kaçırmış oluruz.

        Sayın Cumhurbaşkanımızın başlattığı, Hukuk ve Ekonomi Reformu ile birlikte Eğitim-Öğretim reformunu da başlatmanın zamanı gelmiştir. Hemen bilim adamlarından komisyonlar kurarak işe başlanmalıdır.

    Eğitim-Öğretim reformu komisyonunun başkanlığına da bu alanda tecrübe ve birikimi olan, Milli Eğitim eski Bakanlarımızdan Sayın Vehbi Dinçerler’i ikna ederek getirilip hemen işe başlanmalıdır. Hemen başlamazsak geç kalmış oluruz. Yoksa çok yakın bir zamanda biz biz olmaktan çıkarız. Yeniden bizi bize getirecek Sayın Erdoğan'dan başka kimseler ortada görünmüyor.

    Eğitim-Öğretim reformu, Eğitim Fakültelerinin müfredatları ile eş zamanlı ilk, orta ve lise müfredatını değiştirerek işe başlanmalıdır.

       Sayın Dinçerler, Milli Eğitim Bakanı iken Türkiye genelinde görev başındaki tüm öğretmenlere, girdiğiniz dersin müfredatında (Kitabında) yanlış bulduğunuz, beğenmeyip çıkarılmasını istediğiniz, harf, resim, kelime, cümle veya bölümü forma yazarak imzalayınız demişti. Bu çalışmanın MEB arşivlerinde durmaktadır. Komisyon bu çalışmadan da istifade edebilir.

      Yapılacak Eğitim-Öğretim reformu ile şimdiye kadar çocuklarımıza okuttuğumuz ders kitaplarında iman ve akide dışı ne kadar yazı ve kelime varsa hepsi ayıklanmalı. Tabiat olaylarının İlahi kanunların gereği olduğunu yazılmalıdır. Çocuklarımız 150 yıldan beri ailede iken Müslüman, okula başlayınca yavaş yavaş dinsizleştiklerine şahit oluyoruz.

           Yıllarca insanın atası maymundur, safsatasını çocuklarımıza okuttuk, karşı çıkanları, laiklik ve bilim düşmanı ilan ettik. Bu yalan ve kandırma işlemlerinin son bulmasının zamanı gelmiş geçiyor bile.

        Ali Erkan Kavalı’nın köşesine taşıdığı Eğitim-Öğretim reformu ile ilgili Prof. Dr. Ömer Özyılmaz'ın Cumhurbaşkanı'na yazdığı açık mektubu. Kütahya Üniversitesi'nin bu konudaki çalışmasını da birlikte değerlendirdiğimiz zaman reformun kaçınılmaz olduğunu görüyoruz.

         Osmanlının son yıllarında ve Cumhuriyetin ilk yıllarında başlatılan laik, çağdaş, batılıları örnek alan Eğitim-Öğretimle ilgili anlayışı bize dayatarak İslam’dan kopuk nesiller yetiştirmek için çaba içine girdiler.

    Görevli zevat İslam dini bizi geri bırakmış anlayışına sarılarak dinsiz nesiller yetiştirmek için tüm yasalara ve müfredat programlarını değiştirerek gayri İslami bir anlayışla gençlik yetiştirmeye başlamışlardı.1950'ye kadar tavizsiz uyguladılar.

    1950 den itibaren bu İslam karşıtı anlayışı biraz müsamaha ettilerse de sürekli kontrolde tutular.

          40 yıldır aslına rücu etmek için çabalarımız bizi iktidara taşıdı. İktidarda olmamıza rağmen seyirci durumdayız. Seyirci durumundan çıkıp oyun kurucu durumuna gelmemizin zamanı gelmiş geçiyor bile.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen