• BOŞLUKLARA MAHKUM OLMAMALI

    BOŞLUKLARA MAHKUM OLMAMALI
    Ferhat AYGÜN

    BOŞLUKLARA MAHKUM OLMAMALI

     

       Kendimizi neden içimizde kaybolmaya mahkum bırakıyoruz?

     Hayatla barışık kalmak yerine her şeye sırt çevirmenin bizlere kazanımlar sağlayacağı fikrini kafamızdan silmek istemiyoruz.

    Mantıksız düşüncelerle hareket ettiğimiz için de uğramakta olduğumuz zararı ziyanı göz ardı etmekten kendimizi beri bırakmıyoruz. İnsan, kendi mantığına güvenerek yol almadığı müddetçe, içinde bocalamakta olduğu boşlukların mahkumu olarak kalacaktır.   Bir türlü içerisine girmiş olduğumuz karanlığı terk etmek için

    uğraşlar vermiyoruz. Kendimizi o kuyuda aciz nefessiz her şeyden mahrum bırakarak

    boşluklara mahkum etmekten vazgeçmiyoruz. Kafamızda bazı olumlu fikirlerin yer etmesine bir müsaade etsek hayatımızı alt üst eden körlüğümüzden kurtulmuş oluruz.

    Fakat düşmüş olduğumuz mahkumiyet, çizmek istediğimiz yolu değiştiren

    sebeplerin başında gelmektedir. Bizim, bahsetmekte olduğum mahkumiyeti sonlandırabilmemiz için kafamızda işe yarayan farklı fikirler üretme yollarına girmemiz lazım

    gelmektedir. Eğer içine girmiş olduğumuz yollar yüzünden telafisiz yanlışlara

    düştüğümüzü fark edemezsek hayatımızı aydınlatacak ışıklarla

    vedalaşmış oluruz. Bu sonsuz vedalaşmada bize pahalıya mal olacak yaşantımızda da olumsuz etkileşimlerin yer bulmasında en önemli sebep olarak kalacaktır.

    Elimize geçirdiğimiz büyük fırsatları, mahkumu olduğumuz karanlıklar

    yüzünden kaybetmek, hayatımızda yaptığımız en önemli hataların başında

    gelmektedir. Bizleri kendi içine alan uçsuz bucaksız boşluklar dünyamızın ışığı unutmasında fark etmiş olduğumuz tek gerçektir. Hayatımızın değişmesinde rol oynamakta olan bu gerçeğin göz ardı edilmesi, girmiş olduğumuz esaretten kurtuluşumuz olmadığının bir

    göstergesidir. Akıllarda bulunması gereken bir şey daha var, mahkum olduğumuz

    boşluklardan çıkamamamız; dünyamızın güneşe hasret kalacağı anlamını

    taşımaktadır. Esareti kabullenmek, her daim başkalarının çizmekte olduğu yolda

    yürüyeceğimiz anlamına gelmektedir.

    Benim naçizane fikrim, esaret hayatımız boyunca kabulleneceğimiz bir

    durum olmamalıdır. Etrafımızdakilere bir kere yenildiğimizi gösterirsek bu demektir ki

    düştüğümüzü görmeyi bekleyenler, fırsattan istifade etmek isteyeceklerdir. Onun için diyorum ki hiçbir zaman etrafımızda dost görünen hainlerin kaybettiğimizi görmelerine müsaade edilmemelidir. Bahsetmiş olduğum esaretin önüne geçmediğimiz taktirde, yüreklerimizde durmadan kanayan yaraların açılacağı aşikardır. Ben, şahsen kendimi gereksiz mahkumiyetlerin içine atmam yanımdakilerin de bir felakete sürüklenmesine izin vermem. Atılmakta olan hesapsız adımlar yüzünden çevremizdekilerin zarara uğraması, hayatımızda telafisi olmayan en büyük hatalardan birisidir. Ders çıkarmadığımız her bir hatamız bizi her an bir öncekinden daha büyük kayıplara uğratacaktır. Girmiş olduğumuz yanlış bir yolu terk ederek doğru yola dönüş sağladığımız halde kazanımlarımızın kayıplarımıza nazaran fazla olacağına şahit oluruz. Kendimizi zarara ziyana uğratmamak, içinde kaptanı olduğumuz geminin dümenine sahip olmamız gerekmektedir.

    Teslim almış olduğumuz dümene sahip çıkamazsak yaşadığımız tek şey hem

    kendimize hem de insanların bize olan güvenini kaybetmektir. Benim siz değerli okurlarıma anlatmak istediğim şey, kendimizi boşluklara mahkum bırakmak yerine yanlışlarımızı görüp doğrulara yönelmemiz gerektiğidir. Hayatımızda yapmış olduğumuz hatalarımızdan ders almasını bilelim ki aynı yanlışlara bir daha düşmeden yolumuzda yürüyelim. Yapmış olduğumuz hataları görüp tekrar aynı hatayı işlememek bize hayatın verdiği unutulmaması lazım gelen en büyük dersidir.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen