Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölür

Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölür

Hani bir söz var ya, “Söylesem etkisi yok, sussam gönül razı değil.”

Ama yine de söyleyeceğim.

Suriye’yi yalnız sayma aptallığına düşmemek gerekir.

Benim sırtımda Rusya, Çin, İran ve bir de Hizbullah gerçeği olsun ben de dünyaya kafa tutarım.

Bakın Putin ne diyor:

“Rusya sizi Suriye’de operasyon kararı almadan önce, iki kez düşünmeniz konusunda uyarıyor.”

Ayrıca; kitle imha ve kimyasal silah kullanımına kendilerinin de karşı olduğunu söyleyen Putin; şöyle devam ediyor:

 “Bu silahların kullanıldığı ispatlanırsa uluslar arası toplumun alacağı önlemlere biz de katılırız.”

Bu denli sorumluluk taşıyan sözün altına imza koymamak olası mıdır?

Çok düşünülerek, enine boyuna görüşülerek söylenmiş bir sözdür kanımca.

En azından ağzının içine bakan liderlere; önce gaz verip sonradan topu kongreye atmıyor. Yandaşlarını aldatmıyor. Orta yerde bırakmıyor. Alemi yandaşlarına düşman edip, “Ancak ben Amerikan halkının temsilcisi olan kongreden yetki isteyeceğim.” deyip ‘yasal adam’ ayaklarına yatmıyor.

Sormazlar mı insana, madem kongreden yetki isteyecektin bu güne kadarki lagalugan niyeydi. Yandaşlarını gerek kendi kamuoyunda, gerekse dünya platformunda gaza getirip, sonra da iyot gibi orta yerde bırakmana ne demeli.

Hep derim ya “ emperyalizmin insan tercihi yoktur. Kullanır, kullanır işi bitince bir sümük gibi duvara yapıştırır.”

Birileri kalksa “Ulan yeni mi aklına geldi kongreden yetki istemek. Erkeklikte var mı yandaşı, yoldaşı yarı yolda bırakmak. Kandırmak, aldatmak.”  dese, sanırım kulağından tutup içeri atarlar. Sonrası vay haline…

Bir yerde okumuştum;”Bu dünyada, kötülük yapanlar yüzünden değil; seyirci kalıp da hiçbir şey yapmayanlar yüzünden başımıza bu haller geliyor.”

Gel de şapka çıkarma, gel de hak verme bu söze; bütün bu olup bitenlerden sonra.

Şimdi bu yazının yalnızca bu bölümünü okuyanlar; bu adam savaş yanlısı. Amerika’nın Suriye’ye saldırmamasına kızıyor sanacak. Halbu ki ben emperyal güçlerin ikiyüzlülüğünü ortaya koymak ve onlara güvenenlerin sazanlığını anlatmaya çalışıyorum. Yoksa ben savaşı hiç sevmem. Onun babasını da sevmezdim zaten!..

Ben dün savaşa hayır dedim, bugün de göğsümü gere gere H A V A Ş A  H A Y I R diyorum.

Savaş insanların karı değil.

Savaş bir vahşettir.

Savaşın, özetle insanlara kıymanın hiçbir haklı nedeni olamaz.

Hele emperyalizme güvenmek, onların karşısında sazan durumuna düşmek olur. Çünkü onlar yumurta küfesini senin sırtına bindirir. Bir yumurtaya bir şey olmayı gör, vay haline.

Ama onlar yumurtanın tümünü kırar, yani bir ülkeyi yerle bir eder, sonra da evet o ülkede nükleer silah yokmuş der. Kimse de bir şey demez.

Önemli olan aklı başındaki liderlerin bu ağa düşmemesidir.

Olan ülkesine olur. Olan yurttaşlarına olur.

Ve olan sazan liderlere olur.

Kimse kızmasın bana.

Önceleri toprak elde etmek için savaşılırdı. Şimdilerde ise Pazar elde etmek için savaşılıyor.

Önemli olan alet olmamaktır.

Sonuç:

Sonuç şu; Suriye’nin başına ne gelirse gelsin, sonunda bizim komşumuz olarak kalacaktır.

Yarın yine biz yüz yüze bakacağız.

Akrabayız, ırktaşız, mezheptaşız. Bu savaşın yandaşı olmamak için daha ne olalım, daha ne lazım de, be kardaşım…

Yazımı, Jean Paul Sartre’nin bir sözünü başlık yaptım.

Emma Goldman’ın; “Bütün savaşları dövüşemeyecek kadar korkak olan, bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini cepheye süren hırsızlar çıkarır.”  sözüyle bitiriyorum.

Dostça kalın…

 
Yazarımızın geçmiş yazıları:

Bugün günlerden Diyarbekir

Diyarbekir’de El Olmak Galiba Böyle Birşey

Artık demir almak günü geldi galiba

İzmir’de Diyarbakır’ı konuştuk -III-

İzmir’de Diyarbakır’ı Konuştuk-II-

Özgür Haber© 2011 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
 Ana Sayfa
0 İletişim
 Künye